17 Aralık...
Doğu Türkistan davasının yılmaz savunucusu, ömrünü esir toprağın hürriyetine adayan, sesiyle milyonların kalbinde umut yeşerten büyük lider İsa Yusuf Alptekin’in vefat yıldönümü.
Onu rahmetle, minnetle ve derin bir saygıyla anıyorum.
Dava adamı olmak, sadece bir mücadele yürütmek değildir.
Dava adamı olmak, kendi ömrünü bir bayrağın rüzgarına katmak, o bayrağı elden ele taşımak demektir.
İsa Yusuf Alptekin, işte bu mücadelenin adıdır.
Ömrü boyunca Doğu Türkistan’ın sesi oldu, suskun dünyaya “Biz buradayız!” diye haykırdı.
Kayseri’de, çocuk yaşta onu görme heyecanını yaşamıştım.
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği, Erkilet Havaalanı’nda bir karşılama organize etmişti.
O gün, otobüslere doluşup, ellerimizde Gökbayraklarla o büyük lideri karşılamaya gittik.
Liderimizi görmenin, elini öpmenin heyecanını yaşadığım o anı unutamıyorum.
Bir ömrü Doğu Türkistan’a adamış, kelimeleriyle dağları devirmiş bir adam karşımızdaydı.
Bakışlarında yorgunluk değil, geleceğe dair sarsılmaz bir inanç vardı.
“Gözlerim görmüyor ama mücadele azmimden ve vatana bağlılığımdan hiçbir şey kaybetmedim.” İşte bu sözler, bir ömrün özetiydi.
O, her anında davasını haykırdı.
1990’larda, Türk devletlerinin bağımsızlıklarını ilan ettikleri günlerde, heyecanla şu sözleri dile getirmişti: “Kurtuluş sırası Doğu Türkistan’da. Doğu Türkistan davasını sizlere emanet ediyorum.”
Bu sözler sadece bir temenni değil, bir vasiyetti.
Bizlere düşen ise bu vasiyeti yerine getirmek için çalışmaktır.
İsa Yusuf Alptekin’in ömrü, hür Doğu Türkistan’ı görmeye yetmedi.
Ancak onun o derin inancı, bugün bile yüreğimizde yaşamaya devam ediyor: “Bağımsız Doğu Türkistan yeniden dünya sahnesinde olacak.”
Bu sözü söylerken gözleri görmese de kalbi, geleceği bir kitap gibi okumuştu.
Bugün onu anarken, aslında bir sorumluluğumuzu da hatırlıyoruz.
O Gökbayrak, yalnızca bir milletin sembolü değil; bir medeniyetin onurudur.
Bizler, bu bayrağın taşıyıcılarıyız.
İsa Yusuf Alptekin’in bıraktığı dava, bizim için bir şeref madalyasıdır.
Onu rahmetle, minnetle anıyorum.
Mekanı cennet olsun.
Ve bir gün, Gökbayrak Doğu Türkistan semalarında özgürce dalgalanacak.
Çünkü bu, sadece bir hayal değil; bir inancın, bir mücadelenin, bir ruhun mirasıdır.










Kardeş kalemine saglik