Yeni yılın ilk sabahı...
Yeni yıla girdiğimiz bu ilk gün, zihnime takıldı o söz: “Ve geride kaldı dünler; şimdi vakit yarınların...”
İlk defa gazetede işe başladığım günden bugüne kadar geçen zamanda neler yaşanmış, neler...
Zorluklar, mücadeleler, ayakta kalma savaşı…
Ve her şeye rağmen bir hakikat beliriyor insanın önünde: “Her ne yaşıyorsan yaşa, dik dur! Bugünler geçtiğinde insanlar seni dik duruşunla hatırlasınlar.”
İşte, bizim gerçeğimiz bu güzel abim..
Zor geçen yıllar…
O dönem imkânlar kısıtlıydı.
Şİmdilerde ise bizler, kendi payımıza, çocuklarımızın önünü açmak için gayret ettik.
Ancak Aytekin abinin dediği gibi,
"Kolaylaştıracağız derken çocuklarımızı hazıra, kolaycılığa alıştırdık."
Haklıydı belki de...
Onların önünü açalım dedik, ama kimi zaman yanlış taşları döşedik yollarına.
Fark etmeden, onların mücadele gücünü törpüledik.
Her kolaylık, aslında onların geleceğinden bir şeyler eksiltti.
Ve bu eksikliği fark ettiğimizde iş işten geçmişti.
Ama şimdi, yeni bir yılın ilk adımındayız.
Hatalarımızı görüp, yarınları yeniden inşa edebiliriz, değil mi?
Bu yıl sana dayanarak girdim, abim.
Hayatın sırtıma yüklediği ağırlıklardan bir nebze olsun kurtulmak için gözlerimi kapadım ve senin o nasihat dolu yüzünü düşündüm.
Zorluklar geçicidir, derdin hep.
Ve haklıydın.
Çünkü dünler geride kaldı.
Şimdi vakit, yarınları şekillendirme vaktidir.
Yeni yıl, yalnızca bir takvim yaprağının değişmesi değil, insanın kendine dönüp hesap sorduğu, eksiklerini fark ettiği ve yarınlar için yeni bir adım atmaya karar verdiği bir duraktır.
Öyleyse, bu yıl umutlarımızı yarınlara yoldaş yapalım.
Acılarımızı birer sabır imtihanı, sevinçlerimizi ise birer şükür sebebi sayalım.
Şimdi vakit yarınların, değil mi?
Bu yıl, omuzlarımızdaki yüklere rağmen dimdik duracağımız bir yıl olsun.
Ve bir gün arkamıza baktığımızda, mücadeleyle geçmiş ama şerefle anılacak bir ömür bırakalım.
Çünkü hayat, sadece yaşanmış bir zaman diliminden ibaret değil; dik durup duramadığımız anların toplamıdır.
Yeni yıl hepimize, başı dik bir ömür versin…







