Stabil görünen ama içten yanmalı bir durum…
Kayseri siyaseti işte tam da bu halde.
Yüzeyde bir sükûnet, içte bir kıpırtı var.
Dışarıdan bakan biri “her şey yolunda” diyebilir ama biraz yaklaşınca, sessizliğin altında dolaşan endişeyi, gizli rekabeti, ince hesapları hissetmemek mümkün değil.
Muhalefet partileri adına pek parlak bir dönemden geçmediğimiz aşikâr.
O tarafta sanki her şey yerli yerinde gibi…
Herkes bulunduğu noktada kalmaktan memnun görünüyor.
Kimi “biz görevimizi yaptık” diyor, kimi “sahada varız” diyor ama ortada ne güçlü bir duruş var ne de seçmene dokunan bir heyecan.
Muhalefet tarafı kendi içinde öyle bir durağanlık içinde ki, bu sakinliğin adı artık strateji değil, alışkanlık olmuş..
Cumhur İttifakı tarafında da tablo, dışarıdan bakınca tam bir uyum gibi görünüyor.
AK Parti ve MHP kanadı, fotoğraflarda, kürsülerde, demeçlerde bir bütün gibi.
Fakat mesele orada başlıyor işte…
Gerçekten uyum mu bu?
Yoksa içten içe yanmakta olan bir ateşin sessizliği mi?
Kimse açık açık konuşmuyor belki ama Kayseri siyasetinin iç kulvarlarında ciddi bir tedirginlik hissediliyor.
“Gelecek” meselesi herkesin dilinde.
Kim nerede olacak, kim hangi koltuğu devralacak, kim hangi görevden alınacak…
Bu soruların cevabını kimse bilmiyor.
Ama herkes birbirine bakarak tahmin yürütüyor.
Bir nevi sessiz gerginlik hâkim.. “Görünen köy kılavuz istemez” misali, herkes bir şeylerin değişeceğini seziyor.
MHP tarafında bu iç hareketlilik çok daha derin.
Belki de bilerek görünmez kılınıyor.
Çünkü MHP’nin doğasında, o “beklentiyle yaşamak” kısmı yoktur.
Ülkücü adam, “gelecekte şu makamda olurum” diye yola çıkmaz.
O, idealinin peşindedir.
Makamla, koltukla değil, dava ile yürür.
Lidere bağlılık esastır, şahsi beklentiler değil.
Bu yüzden MHP’de olup biteni dışarıdan anlamak kolay değildir.
Herkesin kendi planı, kendi niyeti vardır ama bunlar yüksek sesle konuşulmaz.
Yine de şehirde, sokakta, teşkilat koridorlarında belli bir tedirginlik seziliyor.
Bu da MHP’nin kendi içinde görünmeyen ama hissedilen bir tarafı..
AK Parti’de ise eski “dava şuuru” yeniden canlanır mı, onu zaman gösterecek.
Eskiler bilir; bir dönem vardı, o partide sadece makam değil, imanla karışık bir aidiyet vardı.
Bugün o ruhu arayan çok.
Necmettin Çuhadaroğlu abime sormak lazım, o uzun yıllar partinin içinde yer aldı, darbe girişimi gecesine, meydan nöbeti tutulan günlerin de tanığı oldu.
O bilir, hangi samimiyetin gerçek, hangi görüntünün sahte olduğunu…
O geceyi, 15 Temmuz’u en yakından yaşayanlardan biridir.
O yüzden onun sözü, bana göre muteberdir..
Bugün AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan’ın samimiyetine, inancına, dava aşkına şahsen kefilim.
O gerçekten yürekten inanan biri.
Ama çevresindeki “planlayıcı akıllar” ne kadar samimi, orasını bilemem.
Siyasetin görünmeyen yüzü bazen iyi niyetleri gölgede bırakıyor.
İnsan çevresiyle sınanır.
Bugün AK Parti’nin en büyük sınavı da budur belki;
“Dava şuurunu” yeniden ayağa kaldırmak ile kişisel hesapları ayıklamak arasında kalmak.
Görünene bakarsan her şey yolunda.
Ama siyasette asıl kıymet, görünmeyende gizlidir.
Kayseri’de şu an herkesin kalbinde bir telaş var gibi.
Kimse dillendirmiyor ama o hissedilen endişe, ilerideki günlerin çok da sükûnetle geçmeyeceğini gösteriyor.
Bu şehir, siyasi olarak her zaman hareketlidir.
Kimi zaman taş gibi susar ama bir bakarsın bir sabah, her şey değişmiş.
MHP’nin içinde sessiz ama diri bir damar var.
AK Parti’de ise yeniden “o ilk günkü ruhu” bulma çabası.
Muhalefet ise hâlâ kendi varlığını anlatma derdinde.
Ama hepsinin ortak bir paydası var..
Bir beklenti, bir hazırlık, bir yeniden şekillenme arzusu.
Kayseri’de siyaset, şimdilik stabil görünüyor.
Ama bu stabilite, soğuk bir motor gibi.
İçten yanmalı.
Yani dışarıdan sessiz, içeride kaynayan bir mekanizma.
Zaman zaman dumanı tütüyor ama kimse fark ettirmiyor.
İşte bu yüzden diyorum ki..
Kayseri siyaseti, dışarıdan izlenerek anlaşılmaz.
Orada söz, sadece kürsüde söylenmez; koridorda, çay ocağında, sessiz bir bakışta söylenir.
O yüzden kimi zaman “her şey süt liman” sanılır ama işin aslında fırtına çoktan başlamıştır bile.
Kimse farkında değilmiş gibi yapar..
ta ki rüzgâr yön değiştirene kadar.
Benim gördüğüm o ki, Kayseri siyaseti bugün bir dönemeçte.
Ya yeniden “dava şuuruna” tutunacak, ya da kişisel hesapların kıyısında yıpranacak.
Hangisi olur, bilmem.
Ama bildiğim bir şey var..
Bu şehirde hiçbir şey göründüğü kadar sakin değildir.
Kayseri, dışarıdan sessiz görünür; ama içinde hâlâ yanmayı sürdüren bir ateş vardır.
O ateşi kim söndürür, kim büyütür, onu zaman gösterir.
Biz sadece yazıyoruz…
Görünmeyeni görünür kılmak için.








2002 ve 2008 arasındaki hizmet aşkı gerekli yeniden