Gazeteciliğe ilk başladığım yıllardı.
Henüz kalemimiz taze, cümlelerimiz acemiydi…
Ama bazı insanlar vardır ya hani, sizi ilk tanıdığı andan itibaren yüreğinin bir yerine iliştirir, işte Hasan Ali Kilci benim için öyle bir insandı.
Hasan Başkan’ı anlatmak zor...
Çünkü o sadece bir görev adamı değil, yeri geldiğinde bir esnafın sırdaşı, yeri geldiğinde bir gencin abisi, bazen de bir babanın yoklukla baş eden evladıydı.
Siyasetle, ticaretle ya da protokolle sınırlanamayacak kadar halkın içindeydi.
Hiç unutmam… KTO başkanı olduğu dönemlerde odasına gelen hiçbir esnafı eli boş göndermediğini söylerlerdi.
Ama mesele sadece maddi destek değildi…
Dert dinlerdi.
Oturur, göz teması kurar, “Senin bu derdine ne çare olabiliriz?” diye sorardı.
Ve ardından koştururdu.
Araya girerdi, çözüm arardı.
Sanki her Kayserilinin yükü, biraz da onun sırtındaydı.
Bir defasında bana “Evladım, bu memleketin adamı olmak kolay değil… Önce kendini değil, şehrini düşüneceksin” demişti.
Yıllar geçse de o söz kulağımdan hiç gitmedi.
2015’te meclise gittiğinde şaşırmadık.
Çünkü halktan gelen biri, yine halkın derdiyle meclise taşındı.
Özellikle FETÖ belasıyla mücadelede sergilediği dik duruş, onun nasıl bir karaktere sahip olduğunu gösterdi.
Geri adım atmadı.
Doğru bildiğini çekinmeden söyledi.
Kayseri Ticaret Odası’nın geçmişine dair cesur açıklamalar yaptığında, birçok kişi susarken o konuştu.
Çünkü korkmadan yaşamak, Hasan Başkan’ın en çok bilinen huyuydu.
Ama en çok neyle hatırlanır biliyor musunuz?
Vefasıyla…
Ahde vefayı bir yaşam tarzı haline getirmişti.
Yanında olanı unutmaz, bir hayırda bulunanın ismini yıllar sonra bile şükranla anar, vefasızlığa da tahammül etmezdi.
28 Mayıs 2020’de kalp kriziyle başlayan süreç, biz sevenlerini hazırlıksız yakaladı.
Her ne kadar yoğun bakımda güçlü durduysa da, 21 Haziran’da bu topraklara vefasını tamamlayıp Rabbine yürüdü.
Ardında, bir teşkilatın büyüğü, bir şehrin abisi, bir yürek adamı kaldı.
Cenazesinde Hacılar doldu taştı.
Her kesimden insan bir aradaydı.
Çünkü o herkesin başkanıydı.
Bugün onu rahmetle anarken içimden şu geçiyor:
Bazen bir insanın adı, bir sokak tabelasında değil; dert dinlediği bir çay ocağının köşesinde, yardım ettiği bir yetimin duasında, ya da bir gazetecinin hafızasında yaşar.
İşte Hasan Başkan, öyle bir insandı.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun…









