İYİ Parti’den istifa edip ara transferde AK Parti’ye katılan Dursun Ataş hamlesi, Kayseri siyasetinde kısa süreli bir dalgalanma meydana getirdi.
Ancak bu hareketin ardından beklenen tartışmalar, hararetli diyaloglar olmadı.
Şehir adeta sessizliğe gömüldü.
Bu sessizlik, siyasetin o eski hareketliliğinden uzak, izleyenlerin bile heyecanını körelten bir durağanlık hissi veriyor.
Son günlerde gündeme gelen su zammı ise muhalefetin kısa süreliğine sesini duyurduğu, ardından sessizliğe büründüğü bir başka konu oldu.
Muhalefet susunca, doğal olarak görevde olanların da işleri "tıkırında" gibi görünmeye başladı.
Ne bir eleştiri var ne de güçlü bir denetim mekanizması...
Herkes kendi köşesine çekilmiş, sanki sıradan bir günü yaşıyor.
Belediye başkanları, rutin işleriyle meşgul; projeler, hizmetler...
Her biri kendi görev alanında, belli bir düzen içinde ilerliyor.
Ancak halkın nabzını tutan o güçlü hissiyat nerede?
Hani her şeyin içinde bir enerji olur ya, işte o enerji kaybolmuş gibi.
Muhalefet kanadıysa, sanki bir tiyatro oyununun izleyicisi gibi en ön sırada oturmuş, olup biteni izliyor.
Eleştiri de yok, çözüm önerisi de…
Hal böyle olunca, siyasetin o eski sıcaklığı da kalmıyor.
Şimdi soruyoruz: Kayseri’de siyaset ne zaman tekrar ısınacak?
O eski hareketlilik, o tartışmalar, o heyecanlı sahneler geri gelecek mi?
Belki de her şey bir kıvılcıma bakıyor.
Ama şu bir gerçek ki, siyasetin bu sessiz hali, ne izleyenlere bir şey veriyor ne de siyasette birşeyler yapacağız diyenlere…
Bizler de bekliyoruz, sessizliğin ne zaman sona ereceğini.
Beklemekten başka çare yok gibi… Şimdilik.








