Evet…
Bir süredir sosyal medyada bir “Valiler Kararnamesi” muhabbetidir dönüyor.
Kim merkeze alınıyor, kim yer değiştiriyor, kim gidiyor, kim kalıyor…
Vesaire, vesaire…
Açık konuşmak gerekirse; tam anlamıyla kötü kadın dedikodusu kıvamında bir söylenti bu.
Ne dayanağı var, ne ağırlığı…
Ama gel gör ki memlekette konuşulur olmuş.
Hatta bir arkadaş, bu dedikoduyu alıp Kayseri Valisi’ne sorma gafletinde bulunmuş.
Bilerek mi yaptı, bilmeyerek mi?
İyi niyetle mi sordu, yoksa “bir şey çıkar mı” düşüncesiyle mi, orasını bilemem.
Ama şunu söyleyeyim..
Kaç yıllık medya tecrübesi olan birinin, içi bu kadar boş bir söylentiyi alıp Vali’ye sorması bana garip geldi.
Kendince haklı gerekçeleri olabilir, elbette…
Ama kanaatimce sormaması daha doğru olurdu.
Dedikodunun kendisine gelince…
Ülke gündemini meşgul edecek, ciddiye alınacak, üzerinde konuşulacak bir iddia mı?
Değil.
“Ankarakuşu mu yazmış, başka bir kuş mu?” diye baktım ben meseleye.
Geçmişte FETÖ’nün kalemşörlüğünü yapmış, onların dolduruşuyla sosyal medyada çeşitli iddiaları servis etmesiyle bilinen bir hesabın yazdığı şeyler bunlar.
Birisi fısıldamış, o da yazmış.
Bu kadar.
Buradan bir şey çıkmaz.
Çıkmaz çünkü zemini yok, dayanağı yok, karşılığı yok.
Gelelim asıl meseleye…
Vali Gökmen Çiçek’e.
Kayseri’ye gelmiş geçmiş;
en çok proje üreten,
en çok sahada olan,
en çalışkan
ve en samimi valilerden biridir.
Bu şehirde bıraktığı iz, attığı adımlar, dokunduğu insanlar ortada.
O yüzden bu tür dedikodulara kulak asmayacağına da eminim.
Ama sokak ağzıyla, kahve muhabbetiyle, “duydum ki” diye başlayan cümlelerle bazı arkadaşların bunu dile getirmesi bile ayıp.
Hem de çok ayıp.
Gökmen Çiçek giderse, bu memleket çok şey kaybeder.
Bu, “ebediyen kalacak” iddiası değildir.
Elbette herkesin bir görev süresi vardır.
Elbette değişimler olur.
Ama şunu da unutmamak gerekir..
Zamansız gidişler her zaman kayıp ettirir.
Gerisi laf…
Gerisi dedikodu…
Gerisi gelip geçici.
Şehirler ise yapılan işle, bırakılan izlerle hatırlanır...








