Denge…
Siyasette, şehir yönetiminde, kamu hizmetinde…
Kime sorarsanız sorun; bu topraklarda, bu kültürde denge olmadan hiçbir şey yürümez.
Ne adalet yerini bulur, ne gönüller huzur bulur.
Kayseri bu konuda her zaman örnek bir şehir olmuştur.
Tarihi boyunca ifratla tefrit arasında savrulmamış, hep bir denge arayışıyla yürümüştür.
Şehir yönetiminde de aynı çizgi zaman zaman bozulsa da, mutlaka bir akıl, bir basiret devreye girmiştir.
1994 yılı bu anlamda bir milattı.
Kayseri'nin merkez belediyeleri ilk kez Refah Partisi’yle, yani Millî Görüş çizgisiyle tanıştı.
O dönem, “Adil Düzen” sadece bir slogan değildi; bir anlayıştı, bir ahlaktı, bir duruştu.
İnsanlar belediyeye gittiğinde; devletin değil, halkın hizmetinde olan yüzlerle karşılaştı.
O yıllarda Mehmet Özhaseki’nin belediye başkanlığı dönemi, şehrin en huzurlu, en toparlayıcı yıllarından biriydi.
Hangi partiden olursa olsun, herkesin “bizim başkan” diyebildiği bir dönemdi.
Ben şahsen hep onu birleştirici bir figür olarak hatırlarım.
Siyasetin, hizmetin önüne geçmediği yıllardı onlar…
Ve şimdi geldik 2025’e.
Peki, bugün neredeyiz?
Şöyle sahaya bakıyorum:
Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ı hemen her gün bir başka mahallede görüyorum.
Gerçekten sahada… Gerçekten halkın arasında…
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu da öyle… Özellikle sosyal alanlarda ciddi bir gayret içinde.
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ise zaten o “Şeffaf Oda” uygulamasıyla sadece Türkiye’ye değil, dünyaya örnek oldu.
Yani bir yönüyle eski çizgiyi bugüne taşıyan, gömleği çıkarmamış isimler var.
Ta uzaklardan biri var..
Adem Şengül.. O daha yeni yaka..
Görüyorum..
İzliyorum..
İyi gidiyor..
Seviliyor..
Hatta Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a gelirsek…
Ben ona hep “Atom Karınca” derdim… Hâlâ da derim.
Gerçekten öyle bir enerjiyle, öyle bir gayretle koşuyor ki… Hangi programa baksanız orada.
Yorulmak nedir bilmiyor.
Ama…
Adını buraya yazmadıklarım var.
Onlar kim, ben söylemeyeyim.
Halk onları biliyor zaten.
Kim sahada, kim sadece fotoğraf karesinde…
Kim halkın duasını alıyor, kim sadece vitrin süsü olmuş…
Bunu en iyi sokaktaki çocuk bile görüyor.
Soruyorum sadece…
Millî Görüş gömleği hâlâ omuzlarda mı, yoksa sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir kumaş mı oldu?
Bu yazı ne bir suçlama ne de bir övgü..
Bu yazı, sadece bir hatırlatma…
Bir vicdan sorgusu…
Bir yöneticilik muhasebesi…
Bir belediye başkanı; yol yapmaktan önce, yol göstermelidir.
Hizmet sunmaktan önce, adaleti yaşatmalıdır.
Yetim malı ile kendi reklamını yapanın sonu hüsrandır.
Ama gece yatağa başını koyarken “bugün Allah için ne yaptım?” diye soran, işte onun duası peşinden gelir.
Siyaset gelip geçer.
Sandıklar kurulur, kapanır.
Ama iz bırakanlar hep bellidir.
Gömlek hâlâ üzerinizde mi?
Yoksa artık sadece yaka paça bir hatıra mı kaldı?









