Bugün bir kez daha anladım; insanı en çok yoran şey düşünceleri…
Yükü ağır, sesi derin, zihni susturmayan o düşünceler…
Güne de işte öyle, ağır bir haberle başladık.
Kayseri basınının çınarı, meslek büyüğümüz Oktay Ensari'yi kaybettik.
Oysa içimizde hep bir umut vardı, hastaneden iyi olacak, yine sert mizacıyla şakalaşacak, haberin peşinde koşan gençlere yol gösterecek diye bekliyorduk.
Ama olmadı.
Sabahın sessizliğiyle gelen vefat haberi, yüreğime oturdu.
Oktay Ensari’yi anlatmaya kalksam, bir gazeteciden, bir muhabirden, bir bölge müdüründen fazlasını anlatmam gerekir.
Çünkü o bir OKULDU.
Kayseri'de O'nun yanında yetişen, onun sert ama öğretici üslubuyla şekillenen o kadar çok gazeteci var ki…
İş ahlakını, disiplini, haberciliğin namusunu ondan öğrenen bir nesil var.
Haber onun için bir kırmızı çizgiydi; laf olsun diye yapılmaz, sağlam kaynaklarla, titizlikle işlenirdi.
Öyle kolay beğenmezdi bir haberi ama beğendi mi de öyle bir sahiplenirdi ki, insana "Evet, bu iş böyle yapılır!" dedirtirdi.
Yanında, yöresinde olmak istediğim ender insanlardandı.
Çünkü ondan bir şeyler öğrenmek ayrıcalıktı.
Sertti, disiplinliydi ama bir o kadar da babacan bir yanı vardı.
Gençleri severdi, onlara takılır, espriler yapardı.
Bir ciddiyet, bir kahkaha…
Oktay Abi’yi en iyi böyle tarif edebilirim.
Bugün 21 Mart, Nevruz Bayramı.
Kim bilir, belki de bu baharın içinde onun için de yeni bir bayram vardır.
Öyle olsun isterim.
Güzel insandı, güzel izler bıraktı.
Bugün içim buruk, dilim ağır…
Üzgünüm. Yorgunum.
Ama biliyorum ki, onu tanıyan herkes için Oktay Ensari, her zaman bir ustadan öte, bir efsane olarak anılacak.
Mekânın cennet olsun Oktay Abi…










Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah