Yeni bir haftaya başlıyoruz.
Yeni bir umut, yeni bir gayret, yeni bir imtihan belki de.
Ve ben her defasında şunu söylüyorum kendi kendime..
"Sebepsiz fırtına olmaz"
Hiçbir rüzgâr boşuna esmez, hiçbir sarsıntı tesadüf değildir.
Bazen öyle bir rüzgâr çıkar ki, tutunduğun her şeyi savurur.
Bir bakarsın planların dağılmış, dostların uzaklaşmış, yönün kaybolmuş.
Ama sonra anlarsın…
O fırtına seni yıkmak için değil, yeniden kurmak içindir.
Bazen yıkılmadan yükselmek mümkün olmaz.
Yaşar, Divane albümünde "Sebepsiz fırtına" derken, belki de bu hakikati fısıldıyordu bize.
Her yaşadığımız şeyin bir anlamı var.
Bazen kaybettiklerimizle korunuruz, bazen gecikmelerle kurtuluruz.
O yüzden şikâyeti bırakmalı, tevekkülü hatırlamalı insan.
Zira biz bilmeyiz, ama O bilir.
Teslim olalım biz bizi Yaradan’a.
O bizim için en iyisini bilir.
Bizim işimiz, gayret etmektir.
Bizim görevimiz, işimizin hakkını vermektir.
Hakkıyla çalışıp, Hakk’a teslim olalım.
Çünkü teslimiyet, zayıflık değil; bilakis en güçlü duruştur.
Fırtınanın ortasında bile sükûnetle kalabilmektir.
Bu hafta öyle başlayalım istiyorum..
Kalbimiz sakin, niyetimiz temiz, adımlarımız kararlı olsun.
Ne gelirse Rabbimden, hoş gelsin.
Ne gidiyorsa, hayırla gitsin.
Belki bir fırtına kopacak yine, ama biliyorum sebepsiz olmayacak.









Kayseri ye ve sizlere gurbetten selam olsun...