Başlıkta ifade ettiğim gibi... Gerçekten bu soruyu ciddi bir şekilde kendimize sormamız gerekiyor.
Kim olmak istiyoruz?
İslam’ın sancaktarlığını yapmış, medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatları mı, yoksa Batı’nın bize medeni gösterdiği yozlaşmış kültürünün özentisi mi?
Görünen tablo, maalesef bizi içten içe sarsıyor.
Ancak en üzücü olan, bizlerin, yani bugünün gençlerini yetiştiren neslin, kabahati sürekli başkalarına yüklemesi.
Sözde medeni, modern bir yaşam sunduk gençlerimize.
Onlara “özgürlük” diye Batı’nın yoz kültürünü normalleştirdik.
Öyle bir hale geldik ki, sokağın ortasında ahlaka sığmayan davranışları görmezden gelip bunları sıradanlaştırdık.
Bugün bir nesil, aşkı sokakta ulu orta sevişmek sanıyor.
Sadakati, edebi, sevdanın yükünü bilmeyen, sadece heves peşinde koşan bir gençlik türettik.
Ama kim yaptı bunu?
Kim besledi bu anlayışı?
Kendi akranlarım, kendimize soralım: Bu gençlik, hangi televizyon dizileriyle büyüdü?
Hangi programlarla beslendi?
Hangi değerleri, hangi büyüklerinden öğrendi?
Evde edep, nezaket ve İslam konuşmayan bizler; gençlerimizi Batı’nın ekranlarda parlatılmış kokuşmuş hayatlarına teslim eden bizler...
Sonra dönüp Türkiye’nin bu hale gelmesinden şikayet ediyoruz.
Kendi eserimizden memnun değiliz, ama çözüm aramak yerine suçluyu dışarıda arıyoruz.
Evet, tablo karanlık.
Ama bir umut var.
Bakın, Kayseri’de bir vali, Gökmen Çiçek, bu gidişatı değiştirmek için cesur bir adım attı.
ERVA adında bir tohum ekti. “Erdemlerimizle Varız” dedi.
Gençlerin yalnızca bedensel değil, ruhsal gelişimlerine de katkı sağlayacak bir projeyle Türkiye’ye örnek oldu.
Bugün ERVA, Kayseri’den filizlenmiş bir umut.
Bu, gençlerin sporla, maneviyatla ve ahlakla tanıştığı bir alan.
Sadece bir proje değil; aslında unuttuğumuz değerlerimizin yeniden hatırlandığı bir medeniyet hareketi.
Bu, hepimizin yapmak zorunda olduğu bir şeyin başlangıcı.
Çünkü gençlerimize yalnızca “yapma” demek yetmez.
Onlara doğruyu göstermek, yaşatarak öğretmek zorundayız.
Vali Gökmen Çiçek’in çabaları elbette kıymetli, ama yetmez.
Bir vali bir yere kadar.
Bu tohumu büyütmek, dal budak salmasını sağlamak bizlere düşüyor.
Eğer sadece izlemekle yetinirsek, elimizdeki o küçücük filizi de kaybederiz.
Bereketin, huzurun ve ahlakın yeniden yerleştiği bir Türkiye için hepimizin taşın altına elini koyması gerek.
Değerlerimizi geri kazanmak istiyorsak önce samimi olmalıyız.
Evde nasıl yaşıyoruz, çocuklarımıza neyi örnek gösteriyoruz?
Dürüstçe bakmalıyız aynaya.
Gençliği suçlamadan önce, onları bu hale getiren süreci anlamalıyız.
Çünkü bu süreçte biz de varız.
Biz bir medeniyetin çocuklarıyız. Türkistan coğrafyasından İslam’ın sancaktarlığını yaparak bu topraklara geldik.
Ama bugün özentilikle, kolaycılıkla, yozlaşmış bir yaşamı gençliğimize reva görüyoruz. Eğer bu toprakların değerleriyle barışamazsak, gelecek nesilleri kaybetmekle kalmayız; geçmişimizi de yitiririz.
Gökmen Çiçek gibi insanların çabaları umut veriyor.
Ama unutmayalım, bu iş sadece bir valiyle olmaz.
Herkes bir şey yapmak zorunda.
Çünkü bu gençliği biz yetiştirdik.
Ve onları kurtaracak olan da yine biziz.









