Bugün Kayseri şehir merkezine yılın ilk karı düştü.
Saatlerce süren yağış, şehri beyaza bürüyerek uzun zamandır görmediğimiz bir manzarayı ortaya çıkardı.
Çocukluk yıllarımızda bu şehirde kışlar çok daha sert ve yoğun kar yağışlı geçerdi.
Şimdilerde böylesi yağışlar nadiren görülüyor. Bu yüzden bugün yağan kar, eski günleri hatırlamak için bir fırsat oldu.
O zamanlar kış aylarında dışarısı bir oyun alanına dönüşürdü.
Kartopu savaşları yapmak, neredeyse her çocuğun favori eğlencesiydi.
Anadolu Fuarı’nın önündeki geniş boş arazi, oyunlarımızın merkeziydi.
Orada kardan kaleler inşa eder, hep birlikte hayal gücümüzü kullanarak karı şekillendirirdik.
Birimiz kale kapısını yapar, diğerimiz kuleleri yükseltir, kimimiz de kale duvarlarını sağlamlaştırmaya çalışırdı.
Herkes işin bir ucundan tutar, ortaya çıkan eserle gururlanırdık.
Sadece kalelerle yetinmezdik elbette.
Metrelerce yüksekliğe ulaşan dev kardan adamlar yapmaya da bayılırdık.
Onları süslemek için dallar, taşlar, hatta evden getirilen eski atkılar veya şapkalar kullanırdık.
Çabamızın karşısında, ortaya çıkan sonuç bizi hep mutlu ederdi.
Bu eğlencenin bir bedeli de vardı tabii: üşümek. Ellerimiz soğuktan kıpkırmızı olur, bazen karı tutmaktan uyuşurdu. Ama üşümek bizi durdurmazdı.
Çareyi, etraftan topladığımız dallar ve çalı çırpılarla küçük ateşler yakarak bulurduk.
O ateşin etrafında toplanır, ellerimizi ısıtır ve dinlenirdik.
Bu kısa molalardan sonra oyunlarımıza kaldığımız yerden devam ederdik.
Bugün yağan kar, bana geçmişin bu güzel ve sade anılarını hatırlattı.
Çocuklukta, kar sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda arkadaşlık ve yaratıcılık dolu bir zaman dilimiydi.
Günümüzün modern dünyasında bu tür anılara daha az rastlanıyor, ancak kar yağışı hâlâ o günleri hatırlatan bir fırsat sunuyor.
Bu kışın, Kayseri için karın beyazlığı kadar temiz ve sakin bir mevsim getirmesini dilerim.









