Her yıl aynı kutlama mesajları...
"Aydınlık yarınların teminatı basın..."
"Demokrasinin vazgeçilmez unsuru..."
"Gecesini gündüzüne katan gazeteciler..."
Hepsi güzel cümleler.
Peki...
Basın nasıl bayram etsin?
Evet...
Meslekte 25 yılı çoktan geçmişiz. "Otuz yılı bulduk." diyeceğim ama zamanın nasıl geçtiğini biz de anlamadık.
Takvimler 1998 yılını gösteriyordu.
Kayseri Gündem Gazetesi'nin o dar merdivenlerinden ilk kez çıktığım günü dün gibi hatırlıyorum.
Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Uğurlu...
Haber Müdürü Mehmet Sena Kösedağ...
Dizgi ve grafik tasarımda Hidayet Abi, Atilla Abi...
Satışta, abonelikte, muhasebede Ali Taştan...
Gazetenin her köşesinde ayrı bir emek, ayrı bir heyecan vardı.
Matbaaının o boya, kokusu vardı.
Daktilodan bilgisayara yeni geçilen yıllardı.
Bir haber yetişecek diye sabahlanan geceler vardı.
Bazı gazetelerde halen fotoğraf banyoları vardı.
Matbaanın sesi vardı.
Gazete çıkınca yaşanan tarifsiz bir mutluluk vardı.
Gazetecilik o günlerde sadece bir meslek değildi.
Bir okuldu.
Bir terbiyeydi.
Bir ahlaktı.
Haberin peşine düşmeyi, teyit etmeyi, belgeyi, sabretmeyi o dönem öğrendik.
Sonra yıllar geçti...
Teknoloji değişti.
Gazeteler değişti.
Okuma alışkanlıkları değişti.
Habercilik değişti.
Ama en çok değişen, gazeteciye bakış oldu.
Eskiden gazeteci haber üretirdi.
Bugün gazeteci, haber yaptığı kadar ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Eskiden reklam, gazeteyi yaşatırdı.
Bugün reklamın büyük kısmı birkaç dijital platformun kasasına gidiyor.
Eskiden yerel basın şehrin hafızasıydı.
Bugün birçok yerel gazete, ekonomik sebeplerle kepenk kapattı..
Eskiden "Gazeteci geldi." denirdi.
Şimdi çoğu zaman "Kaç takipçin var?" diye soruluyor.
Meslek değişti.
Dünya değişti.
Ama değişmeyen bir gerçek var.
Gazetecilik hâlâ cesaret istiyor.
Hâlâ vicdan istiyor.
Hâlâ bedel ödemeyi göze almayı gerektiriyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda...
Kayseri Gündem Gazetesi'nin o merdivenlerinden başlayan yolculuğun beni nerelere taşıdığını görüyorum.
Dürüst Haber...
Kayseri Soruyor...
Cevapla Kayseri...
Flood Türkiye...
Gözde FM...
Ve şimdi...
Yeni Kayseri Gazetesi.
Hepsi aynı yolculuğun farklı durakları.
Her birinde ayrı bir mücadele, ayrı bir emek, ayrı bir hikâye var.
Kolay olmadı.
Olmadığını en iyi bu mesleğin içinde olanlar bilir.
Bazen alkışlandık.
Bazen eleştirildik.
Bazen yalnız bırakıldık.
Bazen hedef gösterildik.
Ama kalemi bırakmadık.
Çünkü gazetecilik bizim için maaş alınan bir iş değil; ömür verilen bir meslek oldu.
İşte bu yüzden bugün bir kez daha soruyorum...
Basın nasıl bayram etsin?
Ekonomik sıkıntılarla boğuşan yerel gazeteler mi bayram etsin?
Her gün küçülen haber merkezleri mi?
Gece gündüz çalışan ama emeğinin karşılığını alamayan gazeteciler mi?
Yoksa gerçeği yazdığı için baskıyla karşılaşan meslektaşlarımız mı?
Bugün kutlanması gereken şey, sadece bir meslek günü değildir.
Bugün hatırlanması gereken şey, gazeteciliğin kıymetidir.
Çünkü güçlü bir basın olmadan güçlü bir şehir olmaz.
Güçlü bir şehir olmadan da güçlü bir ülke inşa edilemez.
Bu vesileyle bana bu mesleği öğreten, birlikte çalıştığım, kimi bugün aramızda olmayan bütün büyüklerimi saygı ve rahmetle anıyorum.
Kalemini satmayan...
Vicdanını kaybetmeyen...
Haberin peşinden koşmaktan vazgeçmeyen bütün meslektaşlarımın Basın Bayramı'nı kutluyorum.
Dileğim odur ki...
Bir gün gerçekten bayram edebilen bir basına kavuşuruz.







