Bazı haberleri yazarken gazeteci oluyorsunuz... Bazı haberleri yazarken ise çocukluğunuza dönüyorsunuz. İşte Anadolu Fuarı haberi de benim için tam olarak böyle oldu.
Ahmet Çolakbayrakdar yine yaptı yapacağını...
Evet... Bir belediye bazen yol yapar, park yapar, kaldırım yapar. Bunlar zaten görevidir. Ama öyle bir iş yaparsınız ki, insanların gönlüne dokunursunuz. İşte Anadolu Fuarı'nı yeniden Kayseri ile buluşturma fikri tam da böyle bir iş olmuş.
Çünkü Anadolu Fuarı, bizim çocukluğumuzdu.
Kayseri'nin kalbiydi.
Yaz geldi mi gün sayardık. Gurbetçiler memlekete gelir gelmez soluğu fuarda alırdı.
Tüm mahallelerden minbüsler çalışırdı fuara..
Akşam olunca ailecek hazırlanılır, "Haydi fuara gidiyoruz." denirdi.
O cümleyi duymak bile yetiyordu mutlu olmaya.
Daha kapısından girerken başka bir dünyaya adım atardınız.
Sağ tarafta firmaların stantları...
Bir tarafta çay bahçeleri...
Çekirdekçiler...
Çaman ekmekçileri...
Pamuk şeker satanlar...
Haşlanmış mısır...
Közde mısır...
Elinde rengârenk uçan balonlarla koşan çocuklar...
Ve kulaklarımızdan hiç gitmeyen o ses...
"Buz gibi soğuk su... Buz gibi soğuk su..."
Sonra lunapark...
Dönme dolap...
Çarpışan arabalar...
Korku tüneli...
Salıncaklar...
Bir jetona defalarca bakıp hangisine bineceğimizi düşünürdük. O günün mutluluğunu bugün belki dünyanın en pahalı oyuncağı bile veremiyor.
Şimdi ise o günleri yeniden yaşayacağız.
31 Temmuz ile 6 Eylül arasında tam 38 gün boyunca Anadolu Fuarı yeniden kapılarını açacak.
Muazzez Ersoy...
Kıraç...
Sefa Doğanay...
Şehrimizin yerel sanatçıları...
Kasnak atma...
Penaltı yarışmaları...
Top atma oyunları...
Yani sadece konserler değil... Eski fuar kültürü de yeniden hayat bulacak.
İnanın bana... Bu haberi okurken bile çocukluğu gözünün önünden geçen binlerce Kayserili vardır.
Bugün bizim çocuklarımız tabletlerle, telefonlarla büyüyor. Biz ise topaçla, misketle, fuarla büyüdük. Şimdi belki de ilk kez elimizden tutacağımız çocuklarımızı, bizim çocukluğumuzun geçtiği o atmosfere götüreceğiz.
İşte bu yüzden bu organizasyonu sadece bir etkinlik olarak görmüyorum.
Bu, Kayseri'nin hafızasına yapılan bir yatırım.
Hatıralara yapılan bir yatırım.
Belki de yıllardır özlediğimiz o eski yaz akşamlarına yapılan bir yatırım.
Ahmet Başkan vatandaşın gönlüne nasıl dokunacağını gerçekten iyi biliyor. Tabii ki bunun arkasında bu projeyi hazırlayan, ince ince düşünen güçlü bir ekip olduğunu da söylemek gerekiyor.
Şimdi geriye tek bir şey kaldı.
Umarım bu güzel fikir, kusursuza yakın bir organizasyonla taçlanır.
Çünkü bazen insanlar bir konsere gitmez...
Çocukluğunu aramaya gider.
Ve bu defa...
Galiba hepimiz yeniden çocuk olacağız.







