Bu konuyu çok yazmak istemedim aslında...
Uzaktan izlemek istedim.
Ama konu Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisi olunca kenarda durmak olmuyor.
Çünkü CHP bugün sadece bir kurultay tartışmasının içinde değil. CHP bugün kendi içinde büyük bir hesaplaşmanın tam ortasında.
Ortada para karşılığı delege yönlendirmesi iddiaları var.
Ortada makam ve siyasi menfaat karşılığında verilen sözler olduğu yönünde suçlamalar var.
Ortada savcılığa taşınan dosyalar var.
Daha önemlisi bunları söyleyenler rakip partiler değil. CHP'nin kendi üyeleri, kendi delegeleri, kendi yöneticileri.
Yani kavga dışarıda değil, evin içinde.
Ama ne hikmetse suçlu hep dışarıda aranıyor.
CHP'nin içinde öyle bir kitle var ki; başına taş düşse iktidarı suçlayacak hale gelmiş.
Parti üyesi dava açıyor, suçlu iktidar...
Parti yöneticisi konuşuyor, suçlu iktidar...
Parti içinden dosya gidiyor, suçlu iktidar...
Bu kadar da olmaz dedirtiyor insana.
Çünkü burada konuşulan şey siyasi rekabet değil.
CHP'nin kendi içindeki güven krizidir.
Tam da bu krizin ortasında Kemal Kılıçdaroğlu yeniden sahnede.
İşte asıl soru burada başlıyor.
Kılıçdaroğlu CHP'yi gerçekten arındırabilecek mi?
Yoksa yıllardır üzeri örtülen ne varsa yine halının altına mı süpürülecek?
Bir de Muharrem İnce meselesi var...
"Adam kazandı" sözüyle CHP tarihine geçen, sonra partiyi yerden yere vurup Memleket Partisi'ni kuran Muharrem İnce...
Bugün yeniden CHP'de.
İnsan ister istemez soruyor:
CHP bir anda mı düzeldi?
Yoksa ortada yeni bir hesap mı var?
İmamoğlu cezaevinde.
Özgür Özel'in siyasi geleceği belirsiz.
Parti yeniden şekilleniyor.
Muharrem İnce ise yeniden sahnede.
Siyasette tesadüf olur ama bu kadarına tesadüf demek biraz zor.
İşte bu yüzden CHP'nin önündeki mesele sadece genel başkanlık meselesi değildir.
Mesele; iddialarla yüzleşmek, gerçekleri ortaya çıkarmak ve partiyi gerçekten temizleyebilmektir.
Yoksa isimler değişir...
Koltuklar değişir...
Maskeler değişir...
Ama CHP'nin hikâyesi değişmez.
Şimdi gözler Kılıçdaroğlu'nda...
Partiyi arındıracak mı?
Yoksa yeni bir perdenin açılışını mı izleyeceğiz?
Göreceğiz...









