Özlem Gürses…
İsmail Saymaz…
Doğu Türkistan’ı gerçekten merak ediyorsanız Çinli yetkililere değil, bana sorun.
Çünkü benim vatanım işgal altında.
Sizin birkaç günlük programla gezdiğiniz sokaklar, benim milletimin vatanıdır.
Sizin otelini anlattığınız, pazarını gezdiğiniz, yemeklerini tattığınız şehirler; benim babamın annemin çocukluğundan beri hasretini çektiği topraklardır.
Orası turistik bir gezi rotası değildir.
Orası işgal edilmiş Doğu Türkistan’dır.
12 Temmuz 2026 tarihinde Çin yönetiminin davetiyle Türkiye’den bir grup gazeteci ve yazar Doğu Türkistan’a götürüldü. Heyette Özlem Gürses, İsmail Saymaz ve başka gazetecilerin bulunduğu açıklandı. Programda Kaşgar ve Urumçi gibi şehirler vardı. Görüntülerde turistik bölgeler, pazarlar, oteller ve Çin yönetiminin göstermek istediği vitrin öne çıktı.
Şimdi açıkça soruyorum..
Siz oraya gazeteci olarak mı gittiniz, Çin yönetiminin hazırladığı bir gezinin misafiri olarak mı?
Size gösterilenleri mi gördünüz?
Yoksa gösterilmeyenleri de aradınız mı?
Bir Uygur Türküyle Çinli görevliler olmadan konuşabildiniz mi?
Bir eve habersizce girebildiniz mi?
Bir anneye çocuğunun nerede olduğunu sorabildiniz mi?
Tutuklananları, kaybolanları, ailesinden koparılanları araştırabildiniz mi?
Toplama kampları iddialarını yerinde sorgulayabildiniz mi?
Camilerin, mezarlıkların, mahallelerin ve tarihî yapıların başına ne geldiğini araştırabildiniz mi?
Yoksa Çin yönetiminin çizdiği güzergâhta yürüyüp, önünüze konulan manzaraya bakarak mı döndünüz?
Gazetecilik, iktidarların gösterdiği vitrini anlatmak değildir.
Gazetecilik, vitrinin arkasında saklanan gerçeği aramaktır.
Türkiye’de adalet, demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları konusunda konuşanların, konu Doğu Türkistan olduğunda çok daha dikkatli olması gerekir.
Çünkü Türkiye’de en küçük bir siyasi baskı iddiasında ayağa kalkanların, işgal edilmiş bir vatanda Çin yönetiminin misafiri olarak dolaşıp sonra pazar, otel, yemek ve sokak anlatması kabul edilebilir değildir.
Mesele, Doğu Türkistan’a nereden baktığınızdır.
Çin’in penceresinden mi?
İşgal edilen halkın penceresinden mi?
Çin oraya “Xinjiang” diyebilir.
Ben demem.
Benim için orası Doğu Türkistan’dır.
Çünkü bir vatanın adını işgalci değiştirdi diye tarih değişmez.
Millet değişmez.
Hafıza değişmez.
Vatan değişmez.
Özlem Gürses…
İsmail Saymaz…
Doğu Türkistan’ı gerçekten anlamak istiyorsanız bana sorun.
Türkiye’de yaşayan Uygur Türklerine sorun.
Annesinden yıllardır haber alamayanlara sorun.
Kardeşinin nerede tutulduğunu bilmeyenlere sorun.
Telefon açmaya korkanlara sorun.
Vatanına dönemeyenlere sorun.
Çin’deki yakınlarının başına bir şey gelir endişesiyle konuşamayanlara sorun.
Çin yönetimi size pazarları gösterebilir.
Kalabalık caddeleri gösterebilir.
Otelleri gösterebilir.
Özenle seçilmiş insanları karşınıza çıkarabilir.
Fakat bir işgal yönetimi, size işgalin bütün gerçeğini kendi eliyle göstermez.
Bunu en iyi gazetecilerin bilmesi gerekir.
Çünkü gazeteci, kendisine hazırlanan programa teslim olmaz.
Gazeteci, “Bana neden sadece burası gösteriliyor?” diye sorar.
Gazeteci, “Neden yalnız gezemiyorum?” diye sorar.
Gazeteci, “Neden istediğim kişiyle konuşamıyorum?” diye sorar.
Gazeteci, “Bu insanların yanında neden sürekli görevliler var?” diye sorar.
Bu soruları soramıyorsanız, yaptığınız şey bağımsız gazetecilik değildir.
Size hazırlanmış bir gösteriyi izlemektir.
Doğu Türkistan’da çarşı gezip birkaç fotoğraf paylaşmak, oradaki hayatın normal olduğunu göstermez.
İşgal altındaki topraklarda sokakların kalabalık olması, baskının olmadığı anlamına gelmez.
Pazarların açık olması, insanların özgür olduğu anlamına gelmez.
Müzik çalması, kültürün yaşatıldığı anlamına gelmez.
Bir insanın kamera karşısında gülümsemesi, korkmadığı anlamına gelmez.
Türkiye’de demokrasi havarisi kesilip, söz konusu Çin olduğunda işgal altındaki bir vatanı turistik bir gezi gibi anlatamazsınız.
Anlatırsanız buna itiraz ederiz.
Çünkü o sokaklar sizin birkaç günlük gezi hatıranız olabilir.
Ama benim vatanımdır.
O şehirler sizin çektiğiniz fotoğrafların fonu olabilir.
Ama benim milletimin yurdudur.
O pazarlar sizin yayınınızda birkaç dakikalık içerik olabilir.
Ama benim halkımın hayatıdır.
Doğu Türkistan sizin için uzak bir coğrafya olabilir.
Benim için değildir.
Benim vatanımdır.
Ve benim vatanım işgal altındadır.
Bu yüzden size gösterilen birkaç temiz sokakla, birkaç kalabalık pazarla, birkaç hazırlanmış görüşmeyle bu işgali örtemezsiniz.
Çin yönetiminin davetlisi olarak Doğu Türkistan’a gidebilirsiniz.
Ancak döndüğünüzde Çin’in size gösterdiklerini değil, sizden gizlediklerini anlatabiliyorsanız gazetecisiniz.
Yoksa yapılan şey bir gazetecilik faaliyeti değil, işgal yönetiminin propaganda gezisine katılmaktır.
Özlem Gürses…
İsmail Saymaz…
Doğu Türkistan’ı Çin’e sormayın.
Bana sorun.
Ben size otelleri değil, hasreti anlatayım.
Pazarları değil, korkuyu anlatayım.
Turistik sokakları değil, kaybolan insanları anlatayım.
Çin’in hazırladığı vitrini değil, o vitrinin arkasındaki işgali anlatayım.
Çünkü benim vatanım işgal altında.
Ve işgal altındaki bir vatan, gazetecilerin turistik alanı değildir.







