Bazen bir ziyaret, sadece ziyaret değildir.
Mustafa Destici’nin Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ne yaptığı ziyaret de öyleydi benim için.
Görünürde bir nezaket ziyaretiydi.
Ama perde arkasında, partinin içine düştüğü sessizlik, teşkilattaki heyecansızlık ve dipten gelen çözülme o kadar netti ki, insan ister istemez "Bu bir çöküşün sessiz ilanı mı?" diye sormadan edemiyor.
Genel Başkan geldi.
Ama gelişinin ne sesi vardı, ne karşılığı.
Ne sokakta bir karşılığı vardı, ne teşkilatta bir heyecanı.
Ziyaretin ardından şehirde bazı özel görüşmeler yaptığı söylendi. Kiminle, hangi saikle yapıldığını bilmem.
Ama şunu net biliyorum..
Bir Genel Başkan dedikodulara göre teşkilatını bilgilendirmeden kapalı kapılar ardında temaslar yapıyorsa, orada teşkilat yok sayılıyor demektir.
Ve zaten teşkilatlar da artık bunun farkında.
İl binalarında gençlik hareketi yok.
Alperen Ocakları idealist ruhunu yitirmiş.
Parti mensupları, protokolde sandalye kapmak ve kartvizit bastırmak dışında bir hedef koyamıyor önüne.
Daha da acısı, bu kopuş sadece tabanla değil…
Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesiyle bile artık güçlü bir bağ yok.
Ne fikir istişaresi var, ne manevi bir bağ, ne de vefayı andıran bir cümle.
Ailesinin sessizliğini bilen biliyor.
Ve bu suskunlukta ne kadar kırgınlık biriktiğini tahmin etmek güç değil.
Peki bu kopuş nereye götürüyor BBP’yi?
Aslında cevap sahada belli.
Bu tablo, "emanet bizde" diyenlerin emaneti ne kadar taşıyabildiğini sorgulatıyor.
Bu tablo, "Biz dava partisiyiz" diyenlerin hangi ittifaklarla nasıl pozisyon aradığını gösteriyor.
Ve bu tablo, partiden kopanların neden yeni arayışlara yöneldiğini açıklıyor.
İşte bu kopuşun en görünür çıktısı... Millet Partisi.
İçeride nefes alamayanlar oraya yöneldi.
Daha sonra o da yetmedi…
Ve şimdi karşımızda çok daha büyük bir potansiyel taşıyan Anahtar Parti var.
Yavuz Ağaralioğlu’nun liderliğindeki bu yeni oluşum, sıradan bir parti hamlesi değil.
Bu, hem milliyetçi hem İslamî damarın yeniden şekillenme ihtimalidir.
Ve dikkat edin...
Bu çizgi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun birlikte yürüdüğü, yol arkadaşlığı yaptığı, davasına kefil olduğu bir çizgidir.
Anahtar Parti daha teşkilatlanmadan BBP'den fazla oy alıyor.
Sokakta karşılığı var, gençlerde karşılığı var.
Ve şimdi kulak verin..
BBP'nin içinde hâlâ susup oturan ama içten içe rahatsız olanlar birer birer oraya yöneliyor.
BBP ise birileri hâlâ koltuk koruma telaşında.
Genel Başkan değişmesin diye verilen ödünlerin, bu partiyi neye dönüştürdüğünü göremeyenler yüzünden...
Bir zamanların dava ocağı, şimdi neredeyse tabela partisi olmaya doğru gidiyor.
Bu yazı, bir gazetecinin gördüğünü yazma sorumluluğudur.
Bir ülküye, bir çizgiye, bir hatıraya duyulan sadakatin sesidir.
BBP bugün düşmüyor belki ama durduğu yerin altı çatırdamaya başladı.
Ve ne yazık ki o çatlaklar; ihmal edilmiş teşkilatlarda, kenara itilmiş gençlerde, dışlanmış yol arkadaşlarında ve unutulmuş bir ailenin sessizliğinde büyüyor.
Yarın öbür gün bir birleşme yaşanırsa,
Millet Partisi ve Anahtar Parti aynı potada buluşursa,
Ve bu yeni yapı Yazıcıoğlu çizgisini daha sahici biçimde taşırsa…
Kimse şaşırmasın.
Çünkü bu kırılma bugün değil, çoktan başlamıştı.
Kayseri’de sadece biraz daha görünür oldu.









