Bazen sadece düşünürsün… Çok eskilere gidersin, kafanın içinde film şeridi gibi dönüp durur her şey. Hiçbir şeyi unutamazsın. Bazıları buna “mazi” der, bazıları “aşk” der, kimileri ise “derya” der. Belki birini kaybetmişsindir, belki dostların gitmiştir…
Dünya yalan Dünya derler; tanışırsın, tanırsın, kardeş dersin, ömrünü verirsin; ama bırakıp giderler. Arkalarına dönmeden, bir iz bırakmadan çekip giderler. Sen hiç Aşk acısı çektin mi? Ama dost acısı bambaşkadır. Bir bardak çay içerken kalbine düşen o sancıyı ve yaşadığınız günleri hatırlarsın; sancı hâlâ vardır.
İlaç ararsın, bulamazsın. Deryası derin dostluklar eczanede bulunmaz; kimseye güvenemez hâle gelirsin. Peki, neden bu kadar zordur? Çünkü gerçek dostluk, zaman ve emek ister. Uzun yolculuklardan, paylaşılan gülüşlerden ve bazen gözyaşlarından beslenir. Ama bir gün yok olursa, geriye sadece o derin, sessiz sancı kalır.
İşte hayat, bu acılarla öğretir; kaybettiklerinin kıymetini, geride bıraktıklarının değerini… Ve bazen, bir bardak çayın içinde bile hatırlarsın onları. Dostluk, aşk ve mazi; hepsi aynı duygunun farklı yansımalarıdır. Önemli olan, o sancının seni tüketmesine izin vermemek, hatıralarla yaşamayı öğrenmektir...Nerdesin Ey Dost









