Takvimler bazen bir günü gösterir; ama bazı acılar bir güne sığmaz. Muharrem ayı gelir, Aşure Günü gelir, Kerbelâ hatırlanır. Fakat insan biraz durup kendi içine baktığında anlar ki; aslında her gün Aşure, her yer Kerbelâdır.
Çünkü Kerbelâ sadece çölde yaşanmış bir tarih değildir. Kerbelâ, hakikatin menfaat karşısında yalnız bırakılmasıdır. Mazlumun sesinin duyulmadığı her yerde Kerbelâ yeniden kurulur. Bir yetimin gözyaşında, bir annenin sessiz duasında, bir garibin boynunu büküşünde, bir insanın haksızlık karşısında çaresiz kalışında Kerbelâ'nın gölgesi dolaşır.
Aşure ise yalnızca buğdayın, nohutun, fasulyenin bir kazanda buluşması değildir. Aşure, insanlığın ortak hafızasıdır. Tatlı görünür ama içinde sabrın, ayrılığın, hasretin ve gözyaşının tadı vardır. Her kaşığında biraz umut, biraz hüzün saklıdır. Tıpkı hayat gibi...
Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da susuz bırakılışı üzerinden asırlar geçti. Kumlar değişti, şehirler büyüdü, devletler kuruldu ve yıkıldı. Ama insanın içindeki iyilikle kötülüğün mücadelesi hiç bitmedi. Bugün de herkes kendi Kerbelâ'sını yaşıyor aslında. Kimi evladıyla sınanıyor, kimi yalnızlıkla, kimi yoklukla, kimi de kalbinin tam ortasına düşen bir özlemle...
Bazen beklediğin biri gelmez; işte o an küçük bir Kerbelâ yaşarsın. Bazen çok sevdiğin birini toprağa verirsin; yüreğinde Kerbelâ kurulur. Bazen doğru bildiğin yolda yapayalnız kalırsın; işte o zaman Hz. Hüseyin'in duruşundan bir parça anlarsın.
Belki de bu yüzden "Her gün Aşure, her yer Kerbelâ" denmiştir. Çünkü insan olmak biraz da acıyı tanımaktır. Acının içinden geçerken merhameti kaybetmemektir. Zulme benzemeden yaşamak, gücün değil hakkın yanında durabilmektir.
Kerbelâ bize ölümü değil, onuru öğretir. Yenilgiyi değil, dik durmayı öğretir. Sayıca az olsan da hakikatten vazgeçmemeyi öğretir. Çünkü bazen bir kişi, bir ordu kadar güçlü olabilir; yeter ki kalbi hakikate bağlı olsun.
Muharrem'in sessiz gecelerinde göğe yükselen dualar belki de bunun içindir. İnsan, Kerbelâ'yı hatırlarken yalnızca geçmişe ağlamaz; kendi içindeki susuz kalan iyiliğe, yalnız kalan vicdana ve yaralanan merhamete de ağlar.
Ve sonunda anlar ki;
Hayat büyük bir imtihandır.
Her gün önümüze bir Kerbelâ çıkar.
Her gün bir Hüseyin olmakla bir Yezid olmak arasında seçim yaparız.
İşte bu yüzden...
Her gün Aşure'dir; çünkü hayatın içinde hüzünle umut aynı kazanda kaynar.
Her yer Kerbelâ'dır; çünkü hak ile batılın mücadelesi insanın olduğu her yerde devam eder.
Ve insan, ömrü boyunca o kadim sorunun cevabını vermeye çalışır:
"Ben hangi taraftayım?"







