Annemin leylakları, çocukluğumun en sessiz mucizesi gibi hâlâ içimde çiçek açar.
Beşparmak’taki takı bahçeli evimizin toprağına annem ilk leylak fidanlarını diktiğinde, komşular bunun ne işe yarayacağını anlamamışlardı. Hatta biraz da gülümseyerek, “Bu kadar emek, sadece bir çiçek için mi?” demişlerdi. Oysa annem hiçbir şeyi sadece “bir şey” olduğu için yapmazdı. Onun her hareketinin içinde görünmeyen bir dua, sabırla örülmüş bir anlam olurdu.
Zaman geçti.
Mayıs geldiğinde, o küçük fidanlar birer hafıza gibi açıldı. Leylaklar açtığında sadece renk değil, bir koku yayıldı sokağa. Öyle bir koku ki… insanın geçmişini bile yeniden kuruyordu sanki. Komşular bu kez sustu. Çünkü bazı kokular insanı ikna etmez, teslim alır.
Ben o zaman anladım: annemin yaptığı şey bahçe düzenlemek değil, dünyayı yeniden yorumlamaktı.
Leylakların kokusu sokak boyunca yürüdükçe, insanlar kendi çocukluklarını hatırlamaya başladı. Kimisi annesini, kimisi kaybettiği bir baharı… Ama herkesin yüzünde aynı şaşkınlık vardı: “Biz daha önce böyle bir güzellik hissetmemiştik.”
Biz çocukken, o leylak dallarını gizlice koparırdık. Küçük ellerimizle öğretmenimizin masasına bir bardak suya koyardık. O an sınıf değişirdi. Tahta, tebeşir, gürültü… hepsi geri çekilir, leylak kokusu bir sessizlik yaratırdı. Sanki bilgi değil de, incelik öğretiliyordu o sınıfta.
Ve zamanla bir şey daha oldu.
Arkadaşlarım Anneler Günü’nde annemin leylaklarından koparıp kendi annelerine götürmeye başladılar. O an fark ettim: Annemin diktiği şey artık sadece bizim bahçemizde değildi. Bir duygunun çoğalmasıydı bu. Bir sevginin dallanıp başka evlere sızmasıydı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Annem aslında leylak dikmemişti.
Bir tür sabır dikmişti toprağa.
Bir tür zarafet.
Bir tür sessiz iyilik.
Ve belki de en çok, şunu öğretmişti bize:
Güzel olan şeyler bağırmaz. Sadece kokar. Ve yayıldığı her yerde insanı değiştirir.
Anneler Günü’nü düşündüğümde artık çiçekler gelmiyor aklıma sadece. Annemin elleri geliyor. Toprağa dokunuşu. Sessizliği. Ve leylakların her Mayıs’ta yeniden açarak bana söylediği o eski hakikat:
Sevgi, büyüdükçe görünmez olur. Ama kokusu asla kaybolmaz.










Leylak kokulu günler dilerim bütün annelerin günü kutlu olsun. Emek yıllar sonra bile yad ediliyor. Ne güzel.
Çok duygulandım. Annen çok güzel birşey yapmış. Dünyayı güzelleştirmiş...