İnsan, kelimelerle inşa olur; yine kelimelerle yıkılır. Bazı cümleler vardır ki bir gönlü diriltir, bazı cümleler ise yıllarca kapanmayacak yaralar açar. İşte o yaralayıcı cümlelerden biri de kibirle söylenen şu sözdür:
"Sen kimsin ya?"
Bu soru, aslında bir soru değildir. İçinde merak yoktur; tahkir vardır. Anlamak yoktur; susturmak vardır. Muhatabının fikrini çürütmeye çalışmaz, doğrudan varlığını inkâr eder. Sözünü değil, şahsiyetini hedef alır. Böylece konuşma biter, hakikat susar; geriye yalnızca güç kalır.
Ne acıdır ki insan, çoğu zaman kendini Allah'ın verdiği nimetlerle değil, başkalarının eksik gördüğü yönleriyle büyük zanneder. Makamını kendisinin sanır, servetini ebedî zanneder, alkışları hakikatin sesi kabul eder. Oysa bunların hepsi rüzgâr gibidir; eser ve geçer.
Tasavvuf ehli, "Hiçlik kapısından geçmeden hakikate varılmaz." der. Çünkü "Ben" büyüdükçe insan küçülür; "Ben" küçüldükçe insan büyür. Kibir, insanın omzuna giydiği en ağır elbisedir. O elbise ne kadar gösterişli olursa olsun, ruhu nefessiz bırakır.
Birine "Sen kimsin ya?" diyen dil, belki farkında değildir ama aynı anda Rabbine de meydan okumaktadır. Çünkü karşısındaki insanı yaratan da O'dur. Onun kalbine can üfleyen de O'dur. Belki senin hor gördüğün kişi, gecenin bir vaktinde ettiği bir dua ile Allah katında senden çok daha değerlidir.
Kurumuş bir ağaca bakıp onu değersiz sanabilirsin. Oysa köklerinin altında nice baharlar saklıdır. Bir insanı da görünüşüyle, makamıyla, servetiyle ölçemezsin. Çünkü insanın gerçek değeri, yalnızca Allah'ın bildiği sırlarındadır.
Hayat, insana öyle dersler verir ki bugün "Sen kimsin ya?" diyen, yarın aynı sorunun cevabını kendi içinde aramaya başlar. Hastalık gelir, yaşlılık gelir, yalnızlık gelir... Alkışlar diner, makamlar biter, isimler unutulur. Geriye yalnızca amel kalır.
Ve kabristan...
Orada ne müdür vardır ne işçi... Ne zengin vardır ne fakir... Ne güçlü vardır ne güçsüz... Aynı toprağın altında herkes aynı sessizliği dinler.
Belki de ömrümüz boyunca başkalarına sormamız gereken soru "Sen kimsin?" değil; kendimize sormamız gereken şu sorudur:
"Ben kim oldum da, Allah'ın yarattığı bir kula tepeden bakacak kadar haddimi unuttum?"
İnsan, insanı küçültmez; sadece kendi aynasını karartır. Çünkü kibir, önce sahibini kör eder. Gönül gözü kapanınca da hakikat görünmez olur.
Öyleyse gel...
Kimseye "Sen kimsin ya?" demeyelim.
Belki de karşımızdaki, bizim tanımadığımız ama Allah'ın çok iyi bildiği bir dostudur.
Ve unutmayalım:
İnsanın büyüklüğü, başkasını küçültmesinde değil; herkese insan olduğu için hürmet edebilmesindedir.







