Biliyor musun, bazen bir kuş geliyor, sadece kanatlarını değil, kalbimizi de açıyor.
Her baharda, hiç aksatmadan Bursa’nın Uluabat köyüne gelen o meşhur leylekten söz ediyorum.
Yaren... Artık hepimizin tanıdığı, bildiği, sevdiği bir misafir.
Ama ben geçen gün kendi kendime düşündüm...
Ya gelmeseydi?
Şöyle bir hayal ettim. Yaren hiç var olmasaydı, ya da Türkiye’ye hiç uğramasaydı...
Adem Amca’nın kayığına konmasaydı mesela.
Ne olurdu?
Adem Amca’nın kayığında başlayan o dostluk hiç doğmayacaktı.
O sabah sessizliğini bir leyleğin kanat sesi bölmeyecekti.
Balıkçı yalnız gidecekti göle.
Bir kayık, bir insan, bir göl…
Eksik olurdu sanki.
Çünkü orada bir dostluk var.
Hani göz göze geldiğinde konuşmasan da anlarsın ya… işte öyle bir bağ.
Kuşla insan arasında kurulan, doğayla kurulan bir bağ.
Sonra düşündüm, Uluabat köyü bu kadar tanınır mıydı?
İnsanlar sırf o leyleği görmek için yollara düşüyor.
Fotoğraf makineleriyle, çocuklarıyla, hikâyeye tanıklık etmeye geliyorlar.
Esnafın yüzü gülüyor, kahvehaneler dolup taşıyor, herkes bir umutla gökyüzüne bakıyor.
Yaren geldi mi, geldi mi diye.
Gelmeseydi belki de o köy hâlâ sessiz bir köşede, sadece köylüsüne ait bir yer olarak kalacaktı.
Bir de şu var. Yaren, sadece gökyüzünden gelen bir misafir değil.
O, insanlara umut da getirdi.
Her yıl aynı zamanda dönmesi, aynı kayığa konması…
Ne güzel bir sadakat örneği değil mi?
Her yaştan insanın bu hikâyede kendine ait bir yer bulması boşuna değil.
Kimimiz sadakati özlüyoruz, kimimiz dostluğu, kimimiz bir sabah sessizliğini bozan kanat sesini...
Medya, belgeseller, sosyal medya paylaşımları derken bir bakıyorsun ki insanlar hayvana, kuşa, ağaca daha farklı gözle bakmaya başlamış.
Yaren’in gelmediği bir senaryo düşününce fark ediyorsun; demek ki bir kuş bile insanın doğayla olan bağını hatırlatabiliyormuş.
O yüzden bazen bir kuş sadece bir kuş olmuyor.
Yaren, bize bir şey öğretti. Doğanın bize verdiği en güzel derslerden birini…
Eğer o gelmeseydi, biz belki de bir hikâyeden, bir duygudan, bir farkındalıktan mahrum kalacaktık.
Şimdi bakıyorum da... İyi ki gelmiş.
İyi ki o kayığa konmuş.
Ve iyi ki biz de bu hikâyeye tanıklık etmişiz.










Çok teşekkür ederim inşallah selam ve hürmetler...
Gönlü geniş yazarımızın kalemine uzun ömürler dilerim. İyi ki sizi tanımışım. Yaren Leylek bir simge oldu belki ama olmasaydı sizin dostluklarınız gerçek. İnsan kendi gibisini bir şekilde buluyor. Gerçek dostluklar hiç bitmesin dilerim.