Aradan Birkaç Gün Geçti…
İnsan zannediyor ki zaman geçince içindeki ağırlık biraz olsun hafifler.
Olmuyor.
Bazı kayıplar var ki, üstünden günler geçse de insanın içine oturmaya devam ediyor.
2026, vefat haberleriyle başladı. Yeni bir yıla girerken böylesi acı haberlerle uyanmak kolay değil.
Hafta sonu, geçmişte medya danışmanlığını da yürüttüğüm Yeşim Gelinlik Mağazalarının kurucusu, değerli büyüğüm Muzaffer Büyükşekerci’yi ebediyete uğurladık.
Ardından hafta, Gönüllü Kültür Teşekkülleri Başkanı Ahmet Taş Hocamızın vefat haberiyle başladı.
Yeni yılın ilk günlerinde iki kıymetli insanı toprağa vermenin hüznü var içimde.
Ahmet Taş Hocamızın vefat haberini alır almaz Halil İbrahim Karadavut abimi aramıştım.
“Haberdarım, evine geçiyorum” demişti.
“İkindi namazında defnedeceğiz…”
O an söylenen bu birkaç kelime, insanın kalbine ağır geliyor.
Muzaffer Amca için ise torunu Muzaffer Büyükşekerci’yi aramıştım.
Başsağlığı dilemiştim.
Aradan birkaç gün geçince insanın zihni daha çok geriye gidiyor.
Anılar daha net geliyor.
Yaşananlar daha fazla yer ediyor insanın kalbinde.
Medya danışmanlığı yaptığımız dönem…
Her mağazaya gidişimde aynı tablo.
Büyük bir nezaket, büyük bir saygı…
“Bu işleri nasıl yapacaksınız?” diye sorar ama cevabı beklemeden eklerdi..
“Bir kahve iç önce… Hele bir dur bakalım… Ne yersin, ne içersin…”
Onun dünyasında acele yoktu.
İş ikinci sıradaydı.
Önce insan vardı.
Önce gönül vardı.
İhtiyaç sahibi ailelerin evlenecek çocukları için yapılacak gelinlik ve damatlık hediyeleri konuşulduğunda ise bambaşka bir hassasiyet gösterirdi.
“Onları kırmadan, gücendirmeden nasıl hallederiz bu işi?” derdi.
Yardım etmek kadar, yardım ederken insanın onurunu korumayı da önemseyen bir bakıştı bu.
Muzaffer Büyükşekerci, işte böyle bir hayır sahibiydi.
Yıl içinde onlarca gencin, onlarca çiftin gelinliğini ücretsiz vermenin planını yapar, bunu da kimseye belli etmeden hayata geçirirdi.
Gösterişi sevmezdi.
Hayrı sessiz yapardı.
Bilinmesini istemezdi.
Aradan birkaç gün geçince şunu daha net görüyor insan..
Muzaffer Amca sadece bir esnaf değildi.
Sadece bir iş insanı değildi.
O, iyiliği hayatının merkezine koymuş bir gönül adamıydı.
Allah razı olsun ondan.
İnşallah Rabbim gittiği yerde onu en güzel şekilde karşılar.
Geride bıraktığı hayırlar, kırmadan yaptığı iyilikler, dokunduğu gönüller…
Hepsi onun için birer şahit olsun.
Bazı insanlar sessiz yaşar.
Sessiz gider.
Ama aradan günler geçse de, bıraktıkları iz silinmez...








