Bu cümle, çocukluğumun en sıcak seslerinden biridir. Küçük Yusuf’un o ince, masum sesiyle tahta kapımızı tıklatışı hâlâ kulaklarımda çınlar. Tık tık tık diye vururdu kapıya; sanki her vuruşunda biraz masumiyet, biraz heyecan taşırdı içeriye. Ablam koşarak gider, kapıyı açmadan, yüzünde tatlı bir tebessümle sorardı:
“Kim o?”
Ve kapının arkasından o tanıdık ses, biraz utanarak, biraz sevinçle yankılanırdı:
“Bir maniniz yoksa akşam annemler size gelecek…”
O an evin havası değişirdi. Annemin içerden gelen sesi, o huzur dolu, güven veren tonuyla yankılanırdı:
“Tamam kızım, buyursunlar.”
Sonra başlardı tatlı bir telaş.
Birden herkesin içinde görünmez bir sevinç belirirdi. Annem çaydanlığı ocağa koyar, ablam örtüleri düzeltir, ben de farkında olmadan küçük küçük işlere koşardım. Çayın yanına ne çıkarılsa, hangi tatlı yapılsa konuşulurdu. Belki bir tabak kurabiye, belki o zamanın sade ama bereketli keklerinden biri… O anlar bir hazırlık değil, sanki bir tören gibiydi.
Evin içine yayılan o telaşta bir sıcaklık olurdu. Çay kokusu, sabunlu masa örtüsünün temiz kokusuna karışır, odaların duvarlarına kadar bir huzur sinerdi. Gün batımına doğru gökyüzü turuncuya dönerken, biz de sofrayı kurardık. Çocuk aklımla o anları hep bir bayram sanırdım. Çünkü gelenler “misafir” değil, “bizden”di.
Ve gerçekten de öyleydi.
O akşamlar konuşmaların, gülüşlerin, paylaşılan hatıraların gecesiydi.
Bir tabak daha kurabiye uzatılır, “biraz daha çay alır mısınız?” denirdi. Kimse acele etmezdi. Zamanın yavaş aktığı, gönüllerin birbirine dokunduğu zamanlardı onlar.
Şimdi o kapı yok, o küçük Yusuf büyümüştür belki, o ses çoktan susmuştur. Ama ben ne zaman bir kapının önünde “tık tık tık” sesini duysam, içimde bir çocukluğun saf huzuru yeniden canlanır.
Ve içimden hep aynı cümle geçer:
“Bir maniniz yoksa… akşam annemler size gelecek.”
O cümle, sadece bir davet değil; geçmişin sıcaklığını, insanların birbirine duyduğu samimi yakınlığı taşıyan bir hatıradır artık.
Bugün bile bazen keşke biri gelse, kapıyı çalsa, o sesi yeniden duysam isterim.
Belki o zaman anlarım; her şeyin değiştiği bu çağda, değişmeyen tek şeyin o eski sıcaklık olduğunu.
Çünkü bazı cümleler vardır, insanın ömrüne işlemiştir.
Ve “bir maniniz yoksa…”
işte onlardan biridir.








Elinize yüreğinize sağlık. Tebrikler hocam. Geride olanların tadını bugün bulmak imkansız sanırım.