Takvim yaprakları hızlıca düşüyor. Günler birbirini kovalıyor, aylar yıllara ekleniyor. Ama bazı eksiklikler var ki, zamanla kapanmıyor, tam tersine her geçen gün daha da derinleşiyor. İşte, Mansur Tuncay Taşçı’yı kaybedeli dört yıl oldu. Dile kolay, koskoca dört yıl… Fakat onsuz geçen her gün, sanki ilk günkü kadar taze bir acıyla hatırlatıyor bize yokluğunu.
Mansur, sadece bir insan değildi. O, dostluk demekti, güven demekti, samimiyet demekti. Gülerken içten gülen, konuşurken kalbini ortaya seren, dert dinlerken sanki kendi yükünü taşır gibi taşıyan bir insandı. Hayatın koşuşturmasında çoğu kez karşılaşamadığımız, özlediğimiz o “gerçek insan” tanımının ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Onu tanıyan herkes bilir ki, onunla geçirilen bir vakit, insanın içini aydınlatır, kalbine huzur verirdi.
Dört yıldır yok aramızda. Dört yıldır, masamızda onun sıgarası eksik. Sohbetlerimizde onun sözü yarım. Dört yıldır, gözümüz arıyor onu; kulaklarımız bir selamını duymak istiyor. Zamanın en büyük hilesi, “alıştırıyor” gibi görünmesidir. Oysa gerçek şudur: Biz alışmıyoruz, sadece yokluğunu taşımayı öğreniyoruz. Ama taşımak kolay mı? Hayır. Her hatırlayışta içimizi burkan, gözlerimizi nemlendiren bir özlemi sırtımızda taşıyoruz.
Mansur’un ardından şunu daha iyi anlıyoruz: İnsan, geride bıraktıklarıyla yaşar. O iyi niyetiyle, dostluğuyla, sevgisiyle öyle bir iz bırakmış ki, bu dünyadan göçüp gitse de varlığını hâlâ hissediyoruz. Sohbetlerimizde adı geçince gülümseyen dudaklarımız, hemen ardından nemlenen gözlerimiz onun hatırasının ne kadar diri olduğunu gösteriyor.
Bugün, Mansursuz dördüncü yıl… Onu özlemle, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Biliyoruz ki, insan sevdikleriyle yaşar, sevdikleriyle ölmez. O hâlâ aramızda, hâlâ içimizde, hâlâ dualarımızda. Tek fark, bu dünyanın misafiri olarak yanımızda değil artık. Ama ruhuyla, hatırasıyla, bıraktığı izlerle hep bizimle.
Mansur Tuncay Taşçı’yı bu dördüncü yılında bir kez daha rahmetle anıyorum. Mekânı cennet, ruhu şâd olsun.
Mansurun şiiriyle bitirelim bu dünyayı
Dal...,
Daldım
Bir rüyaya / bir hazan mevsimi
Daldım
Hüzün yaprakları savrulan
Dalakta bir hayaldim
Daladım
Karşımda duran kendi gölgemdi
Dala-kaldım
Dalgın sularda
Daldan dala
Bir dalga attı beni
mansur









Ailece tesekkür ederiz,ne güzel yad ettiniz