— Hukukun Sıfır Noktası Bir Türk Partisi’nde Kısa Bir Şahitlik
Hukukun kemiği sızlatan kavramlarından biridir “mutlak butlan”.
Bir işlemin baştan yok sayılması; ne yapılmış ne edilmişse hiç olmamış sayılması. Hukukun selameti, kamu düzeni, demokratik işleyiş orada devreye girer. İstersen CHP’nin yakın tarihindeki kurultay / kongre davalarından bazı gelişmelerle bu kavramı birlikte masaya yatıralım.
Örnekler: CHP Kurultay / İl Kongreleri Davalarından İddialar
Bazı partililer, avukatlar, hukukçular CHP’nin 38. Olağan Kurultayı (4–5 Kasım 2023) ve İstanbul İl Kongresi gibi organizasyonlarda şu iddiaları ileri sürdüler:
Oylamaya hile karıştırılması: Delegelere para veya bazı menfaatler teklif edilerek oy kullanmaları yönünde baskı yapılması; seçim iradesinin bu tür müdahalelerle fesada uğratılması.
Divan başkanının tarafsız olmaması: Kongre yöneticisi / divan başkanı sıfatını taşıyan kişinin, seçilen adaylarla veya yönetimle ilişkileri nedeniyle adil davranmadığı ve bu durumun kurultayın iradesini etkileyeceği iddiaları.
Usulsüzlük, kamu düzenine aykırılık: Kanunla, tüzükle belirlenen prosedürlerin ihlali; delege listelerindeki karışıklıklar; birleşme tutanaklarının, katılan / katılmayan delegelerin listeleri gibi ilgili belgelerin eksikliği ya da şeffaf olmaması iddiaları.
Mahkemeler Ne Karar Verdi?
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi kurultay iptali davasını görüyor; ara kararlar alıyor.
Bazı davalar usulden reddedildi. Örneğin, İstanbul İl Kongresi’nin iptali talebi; mahkeme “aynı konuda daha önce dava açılması” gibi gerekçelerle davayı usulden reddetti.
Mahkeme süreçlerinde “tedbir” talepleri oldu; bazıları reddedildi. Tedbir, yani kurultay sürecine müdahale edilmesi için geçici önlemler istemek gibi.
Mahkeme, 38. Kurultay’da yürütülen ceza soruşturması ve iddianame sürecini de dava dosyasına eklenmesi yönünde kararlar aldı; belgeler, delege listeleri ve benzeri evrakların istenilmesine hükmetti.
Mutlak Butlan İddiası: Mümkün mü?
İşte yazının burası kritik:
Davacı taraflar, yukarıdaki iddialara dayanarak CHP’nin 38. Kurultayı’nın “mutlak butlanla batıl” olduğunu; yani yapılan işlemlerin baştan geçersiz olması gerektiğini öne sürüyorlar.
Fakat karşı tarafın savunması şu noktaları içeriyor:
Mutlak butlanın var olması için kanunda açıkça tanımlanmış bir hükme aykırılığın bulunması gerektiği; her usulsüzlük ya da hile iddiasının bunun için yeterli olmayabileceği.
Mahkemelerin bazı davaları usulden reddetmiş olması; bazı belgelerin kararı kesinleştirecek delil olarak kabul edilmemesi; bazı tedbir ve geçici kararların kaldırılması ya da etkisiz hale gelmesi.
Mutlak Butlan Açısından Değerlendirme
Bir kurultay ya da kongrenin mutlak butlanla batıl sayılması için bazı şartlar gerekir:
İşlemin gerçekleştiği an, kanun, tüzük, Anayasa gibi emredici hükümlerle açıkça çatışma olması
Kamu düzenine aykırılık — sadece tarafların rızasıyla düzeltilmesi mümkün olmayan bir sakatlık
İşlemin sonucunun demokratik iradeyi tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olması
CHP davalarından anlaşılan ise: İddialar bu ölçütlerin bazılarını işaret ediyor; özellikle oylamaya hile, delege iradesinin baskı altında olması gibi.
Ancak, mahkemelerin “usulden reddetme”, belgelerin incelenmesi, ceza sürecinin ve iddianamelerin gönderilmesi gibi adımlar, mutlak butlan kararı için henüz kesin bir hükmün verilmediğini gösteriyor.
Sonuç: Hukuk mu Siyaset mi?
Karar verildiğinde olacak olan şey sadece partinin iç işleyişinin iptali değil; milyonların siyaset algısı için de bir simge olacak. Eğer mutlak butlan kararı çıkarsa, CHP 38. Kurultayı’nın sonuçları tümüyle hükümsüz sayılacak; seçilmiş genel başkan, yönetim organları, il kongreleri gibi sonuçlar hukuken yokmuş gibi değerlendirilecek.
Ama bu kadar ağır bir karar için hukuk sürecinin tamamlanması gerekiyor — delillerin sunulması; tarafların savunmalarının geçerli olması; usulün düzgün korunması. Çünkü mutlak butlan, mahkemeye kalmış bir “Şiir değil, cerrah işi”dir.
Yusuf Kartal...







