Orhan Okay’la bir defa Bursa’da yüz yüze görüşme şansım oldu. Karşımda derviş mizacında, sessiz ve sevecen bir insan vardı. Anadolu’da yaşamanın verdiği yalnızlığından sıyrılarak o gün adeta bir mahşeri buluşma algısıyla kucakladım kendisini. Uzun süre sohbet ettik: ‘Edebiyatımızın dökülmeye başladığını, iyi şiir ve şairin azaldığını, şairlerin bile kültür erozyonu içerisinde varlıklarını koruma derdine düşmekten öte bir şeyler yapamadıklarını’ söylediğimde, ‘sana hak veriyorum Subaşı’, demişti. Yıllarını Erzurum Atatürk Üniversitesinde geçirdi. Hizmetini ders vermenin ötesine taşıdı ve talebelerine edebiyat heyecanı ve ruhunu vermeye çalıştı,
26 Ocak 1931 yılında İstanbul’da doğan Orhan Okay hocamız, 13 Ocak 2017’de Rabbine emanetini teslim etti. İstanbul asilzadesi olmasına rağmen Anadolu’nun sükunetiyle örtüşen ruhunun huzurunu Erzurum’da buldu ve görevini orada sürdürdü. Arkasında kendisi gibi gönül fütuhatçısı bir nesil bırakarak aramızdan ayrıldı.
Bana doğrudan bir katkısı olmamasına rağmen dolaylı olarak üzerimde hakkının çok büyük olduğunu düşünüyor ve dolayısıyla kendisine minnet duyuyorum.. Çünkü fark edilmeme vesile oldu. Benim ona muhabbetimin gerçek nedeni elbette, böyle bir manevi şemsiyesinin altına ismimi çekmiş olması değildir. Kişiliği, hoşgörüsü, samimiyeti ve sadakatiyle Medrese alimlerinin günümüzde bir yansımasıydı, onun önemi buradaydı. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Onu çok sevdiği Yahya Kemal’in çevresindeki dostlarını kaybettikçe sürüklendiği yalnızlığın bir iç sızısına dönüştüğünü anlatan şiiriyle anmak istiyorum. Çünkü bu şiirde dün o vardı, b.ugün biz varız:
Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer,
Ay geçmiyor ki almayayım gamlı bir haber.
Kalbim zaman zaman bu haberlerle burkulu;
Zihnim düşünceden dağınık, gözlerim dolu.
Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü,
Lâkayd olan mühimsemiyor gamlı bir günü.
Çok şey bilen diyor: “Gidecek her gelen nesil!
Ey sâde-dil! Bu bahsi hayatında böyle bil!
Hiç durmadan, hayat öğütür devreden bu çark,
Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark!”
İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri
Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri








